ŞÂZELÎ HAZRETLERİ, GAZALÎ'YE AİD RÜ'YASINI ANLATIYOR

"Mescid-i Aksâ'da namaz kıldıktan sonra tefekküre dalmıştım. Uykuya dalar gibi olduğum bir sırada rüya gibi bir hâl ârız oldu. Gördüm ki, mescidin dışında büyük bir cemaat toplanmış, orta yerde üzerinde nurani bir zâtın bulunduğu bir kürsü, etrafında yerlere oturmuş diğer nuranî zâtlar...
Merak edip sordum: "Bu zât kimdir, bu cemaat ne için toplanmışlar buraya?"
Cevap verdiler: "Bu kürsüde oturan Zât. Ahirzaman Nebîsi Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, etrafında yerlerde oturanlar da Mûsâ, İsâ, İbrahim ve Nûh aleyhimüsselâmlar... Diğerleri de Allah indinde makbul diğer mâneviyat büyükleri Hallâc-ı Mansur'u affetmesi için toplanmışlar. Resûlüllah'dan af diliyorlar."
Tam o sırada Mûsâ (as) bulunduğu yerden kalkıp kürsü üzerindeki Âhirzaman Nebisine yaklaşarak şöyle bir sual sordu:
"Yâ Resûlüllah, siz, ümmetimin âlimleri. İsrâiloğullarının peygamberleri gibidirler, buyurmuşsunuz, doğru mu?"
"Evet, doğrudur. Ümmetimden öyle âlimler gelecek ki, Benî İsrâil'in peygamberlerinin irşad ettiği insan kadar insan irşad edecektir."
"Yâ Resûlüllah, böyle bir âlim gösterebilir misiniz?"
"İşte bak İmam-ı Gazali'ye, çok insan irşad eden âlimlerden biridir. Yazdığı eserleriyle çok kimselerin dini hayat yaşamasına sebeb olmuştur."
Bu defa Mûsâ (a.s.), Gazaliye dönerek bir sual sordu. Gazalî Hazretleri, bu tek suale tam on tane cevap verdi. Mûsâ Aleyhisselâm: "Cevap, suale mutabık düşmedi, ben bir sual sordum, sen on tane cevap verdin, sözü uzattın" dedi.
Gazali buna şu cevabı verdi:
"İnsan hürmet duyduğu zatlarla konuşmayı uzatmak için sözü uzatır. Nitekim size de Allahü Azimüşşân "Elindeki nedir yâ Mûsâ?" diye sorduğunda, siz de: "Âsamdır" demekle kalmamış, sözü uzatarak, "Ona dayanırım, otlattığım koyunları sürerim, daha birçok işler yaparım" diyerek sözü uzatmıştınız. Şayet uzun cevap yerinde olmasa, önce siz uzun cevap vermeyecektiniz. Sizin bu cevabınızı Kur'ân-ı Kerîm'den Tâhâ sûresinde okudum..."
Bunun üzerine Mûsâ Aleyhisselâm tebessüm ederek yerine oturdu..."
Meşhur tarikat büyüğü Şâzelî Hazretleri, bundan sonrasını da şöyle anlatır:
"Ben, diğer peygamberlerin yerde. Âhirzaman Nebisi'nin de kürsü üzerinde oturuşunu düşününce, Onun, diğerlerinden üstünlüğünün bir işareti de budur diye düşünmeye başladım.
Gerçi peygamberler, peygamber olarak birbirlerinden farklı olmazlar. Zira; hepsini de Rabbimiz seçmiş, İlâhi iradesiyle tercih buyurmuştur. Ancak Peygamberlik bakımındân eşit oldukları halde, gördükleri hizmetin umumîliği bakımından farklı olabilirler. Nitekim Âhirzaman Nebisi, diğerleri gibi muayyen millet ve mıntıkaya değil, bütün dünyaya gönderilmiştir. Bu bakımdan, diğerlerinden fazilet bakımından üstün olabilirler.
Böyle düşünürken biri yanımdan bana dürter gibi oldu. Gözlerimi açtığımda kimsenin bulunmadığını, ancak Mescid-i Aksâ'nın müezzininin kandilleri yakmakta olduğunu gördüm. Kandil yakma hizmetinde görünen bu zât, bana şöyle dedi:
"Hiç merak etme. Diğer peygamberlerin hepsi de Onun nûrundan yaratıldı."
Bu sözden sonra kaybolan o müezzini çok aradım, fakat bir daha göremedim."

Tarihin Şeref Levhalarından Bir İktibas

Şu anda 24. baskısını yapmış olan mezkur kitabımızın "Müceddide İtiraz" başlıklı yazısını aynen alıyorum. Gazali'nin, Resûlüllah nezdindeki itibar ve değerini ifade etmesi bakımından da fevkalâde mânidar olan hâdiseyi İhyâ'nın şerhlerinde de okumak mümkündür.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Özel Arama